


Türk Musikisi tarihinin en önde gelen ud virtüozlarından olan Yorgo Bacanos (1900, Silivri-İstanbul - 24 Şubat 1977, İstanbul) bestekârlığı ve pianistliği ile de adından söz ettirmişti. İstanbul Radyosu’nda ilk kuruluşundan 1977’ye kadar tam 51 yıl süren ud sanatçılığıyla aşılması güç bir rekora imza attı. Denizkızı Eftelya’dan Münir Nureddin’e kadar Türk Musikisi’nin en önde gelen seslerine uduyla eşlik etti ve İstanbul musiki hayatında silinmez bir iz bıraktı.
İstanbul Musikisi’nin efsanevi ud sanatkârı ve bestekâr. Lavtacı Haralambos’un oğlu; Kemençeci ve bestekâr Aleko Bacanos’un kardeşidir. Bir dönemin ünlü kemençecisi Anastas dayısı; Kemençeci Sotiri ise amcasının oğludur.
İlk ve orta öğreniminin ardından Saint-Benoit Lisesi’ne girdiyse de musiki hevesiyle yarıda bıraktı. Babasından aldığı lavta dersleriyle musikiye başladı, ayrıca Büyük Sinanyan’dan Batı müziği ile piyano dersleri aldı ve üstün bir başarı kazandı. Taksim’deki Eftalofos Gazinosu’nda çok genç yaşta profesyonelliğe yöneldi; birkaç yıl içinde büyük şöhret kazandı. Sirkeci’deki Büyük Postane’nin üstünde 1927’de ilk kez açılan İstanbul Radyosu’na müdür Mesud Cemil tarafından davet edilerek başladığı radyo ud sanatkârlığı görevini tam 51 yıl sürdürdü.
1928’de, ağabeyi Aleko Bacanos ve Kanuni Ahmet Yatman ile birlikte Berlin’e giderek, Hâfız Kemâl ve Hâfız Sadeddin Kaynak’ın doldurdukları plaklara eşlik etti. Bir yıl sonra kemani Sadi Işılay ve Aleko Bacanos ile, Işılay’ın karısı olan Denizkızı Eftalya’ya eşlik etmek üzere Paris’e gitti. Aynı ekiple Kahire’ye geçti ve başta ünlü Ümmü Gülsüm ile ona eşlik eden bestekâr ve udi Muhammed el-Kasabci olmak üzere Mısırlı musikişinasların takdirlerini kazandı. Hocalık etmek üzere Kahire’de kalma tekliflerini ise kabul etmedi. Rast, Hüzzam, Hüseyni ve Nihâvend taksimlerinin yeraldığı plakları aynı döneme aittir.
1946’da İstanbul Belediye Konservatuvarı İcra Heyeti’ne katılan Bacanos, 1953’den itibaren Münir Nureddin Selçuk yönetiminde iki haftada bir Şan Sineması’nda yapılan konserlerde 1960’lı yılların ortalarına kadar ud çaldı.
Bacanos, Türk Musikisi tarihi boyunca yetişen udilerin en büyük isimlerindendi. Taklit edilmesi zor bir teknikle ve müzikaliteyle çalardı. Kendisinden sonra yetişen udiler arasında üslubundan etkilenmemiş sanatçı yok gibidir.
İcra ettiği eserlere, kendine has varyasyonlarla adeta yeniden hayat verirdi. İcrayı süsleme ve alternatifli ezgi yaratma sanatında Tanburi Cemil Bey gibi büyük bir ustaydı. Birçok fasıl aranağmesi Bacanos mızrabından duyulduğu şekliyle yerleşmiş ve hâlâ onun varyasyonlarıyla çalınmaktadır.
Doğumunun 110’uncu yıldönümü olan 2010 yılında, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nca, “İstanbul Uluslararası Yorgo Bacanos Ud Festivali” düzenlendi.
Sn. Mehmet Güntekin'e teşekkür ederiz

GIORGOS BATZANOS
Giorgos Batzanos’un yaşamı ve albümleri, 20. yüzyıl Türk sanat müziğinin doğasında var olan çatışma, deneyleme ve yaratıcılığa örnek teşkil etmektedir. Yunan ve Roman karma kökenlerinden gelen Bacanos, ud virtüözü ve amatör piyanistti. Enstrümental kompozisyonları ve taksimleri, modern Türk sanat müziğinin temel eserleri arasında yer almaktadır.
Türk devlet radyosunda baş müzisyen olarak görev yapan Bacanos’un, albüm anlaşmaları yapmayı pek önemsemediği görülmektedir. Bu (parçalı ama) önemli antolojideki parçalar sınırlı sayıdaki 78’lik plaklardan, radyo programlarının değerlendirme kayıtlarından ve özel olarak yapıldığı anlaşılan kayıtlardan toplanmıştır. Bacanos henüz gençlik yıllarında ud için yeni çalma teknikleri ve Batılı kompozisyon araçlarıyla hevesle deneyler yapmaya başlamıştır. Bu durum, Listz’e yakın renksel geçişlerin ve flamenko tarzındaki çektirmelerin, onun sanat müziğini ve halk müziğini son derece bireysel bir damarda yeniden biçimlendirme yeteneğiyle dengelendiği 1920’lerin sonlarındaki kayıtlarında aşikârdır. Ancak 1940’lı yıllarda (Osmanlı bestecisi Tatyos Efendi’nin) “Kürdilihicazkar peşrevi”nin beşli kaydında kendini frenlemeden gerçekleştirdiği icra, eski sanat müziğine olan yakınlığını ortaya çıkarmaktadır.
Her ne kadar Bacanos Türk sanat müziği repertuvarının ve çalma tekniğinin sınırlarını daha önce hayal bile edilmeyen bir derecede zorlayarak modern ud icrasının büyük yenilikçilerinden biri olarak kalıcı ün kazanmışsa da, pek çok yönden devrimci kisvesi altında bir gelenekçiydi. Çalışmalarının daha dengeli bir antolojisini görmek isterim – ancak günümüze ulaşan kayıtların azlığı nedeniyle bunun için uzun zaman geçmesi gerekebilir.
Sn. Nikos Dimitriadis'e teşekkür ederiz.